10 Temmuz 2012 Salı
'' ÖLÜM SADECE ÖLÜMDÜR , BUNU KİMSE ANLAMIYOR ''
Hayata 1-0 yenik başlamış ,her şeye rağmen hayata gülebilen lösemi hastası bir kız
Tıbbı yöntemlerle ablası için dönor olarak dünyaya getirilmiş , daha küçük yaşlarda yaşının kaldıramayacağı ameliyatlar geçirmiş , günün birinde '' Ben çocukken annem,babamla birlikte beni çok sevdikleri için dünyaya geldiğimi ve küçük bir gökyüzü parçası olduğumu söylerdi neden sonra bunun tamamen doğru olmadığını anladım diyen 11 yaşında bir kız kardeş
Kızının küçük yaşta konser olduğunu öğrenmiş ve onu hayatta tutabilmek için çırpınmış bir anne
Tüm bu karmaşanın içinde unutulmuş , iç dünyasında sarsıntılar yaşayan bir abi
Ve ailesini hiç yalnız bırakmayan , eşinin çırpınışları karşısında pasif duruma düşmüş bir baba
Filmi tesadüfen internette gezinirken buldum aslında ilk ilgimi çeken filmin adı olmuştu fakat konunun lösemi hastalığı üzerine olduğunu hiç tahmin etmemiştim . Eğer benim gibi duygusal biriyseniz bu film sizi fazla ağlatabilir ama bu sadece benim duygusal oluşumla ilgili bir şey değil izleyen herkesi etkileyecek bir yapıt.Kardeşlik duygusunu yaşanabilecek en gerçekci şekilde yansıtan bir kurgu var filmde , başında farklı ortasında yoğun sonunda duygu patlamalı gelgitlerle bir oradan bir buraya savuruyor izleyenleri.Film , Jodi Picoult'un en çok satan romanlarından biri olan '' Aynı '' eserinden uyarlanarak çekilmiş.Konu dışında filmin müzikleri de oldukça hoş
İzlerken en azından etkilenmeyecek birinin duygularından şüphe ederim hayatın tam içinden alınmış bir konu ve belki sevdikleriminde başına gelebilir diye düşündürten bir film zaten izlerken gözünüzün önünden sevdiğiniz ve kaybetmek istemediğiniz insanlar geçiyor .Ya onlarda bu hastalığa yakalansaydı diye sorular sorarken buluyorsunuz kendinizi .Bazı şeyler vardır ki yaşanmadan anlatılamıyor ama bu filmde anlatıldığında ancak bu kadar iyi anlatıldığını görüyorsunuz .Roller çok gerçekci oynanmış Kate rolünü oynayan kızı bir izleseniz nerdeyse her şeyin gerçek olduğuna inanırsınız onca acının içinde yine de mutlu olmasını biliyor .Morarmış bir beden , saçsız bir kafa , kurumuş ve rengi solmuş dudaklar içinde gülümsemesi o kadar sıcak ki onu öyle görmeye dayanamıyorsunuz . Kate ve kardeşi Anna'nın bir konuşması vardı beni çok etkiledi . Kardeşi ona ; acı çekiyor musun ? diye sorarken abla Kate'in cevabı '' ben hep acı çekiyorum'' deyip gülümsemek oluyor ve bu konuşmadan derin üzüntü duyan kız kardeş ağlıyor . Ailenizden birinin gözünüzün önünde acı çekerek ölmesi nasıl bir şey bir düşünsenize ve bu durum karşısında eli kolu bağlı seyirci kalmak ne kadar acı öyle değil mi ? Kate'in , teselliye ihtiyacı varken annesini teselli etmesi o kadar burkuyor ki insanın içini . Olaylar Anna'nın vücut haklarını korumak için ailesini mahkemeye vermesiyle değişiyor tabi fakat hiçbir şeyin nedensiz olmadığını filmin sonunda anlayacaksınız .Anna'ya önce kızıp daha doğrusu yaptığını anlamaya çalıştıktan sonra gerçekleri öğrenince söylediğiniz şeyden utanıyorsunuz adeta . Hayatına eksik bir bedenle devam etmek istemeyişini anlamaya çalışsanız da ablasının ölmesine izin vermesine kayıtsız kalmasına kızıyorsunuz hatta ben olsam böyle yapmazdım diyorsunuz ama sebebini öğrenince Anna'yı bağrınıza basasınız geliyor.Kardeşi için feda edilmesi , böbreğini vermesi için teşviklerde bulunulması size pekte adil gelmiyor tabi , herkesin seçim hakkı vardır 11 yaşında bile olsa.Beden hakkını savunmak için avukat tutması onun acımasız yada bencil olduğunu göstermez .Doktorlar eğer böbreğimi verirsem kendimi sürekli kontrol etmem gerektiğini söylüyor ama ben kendimi kontrol etmek istemiyorum deyişi onun da kendince haklı olduğunu göstermez mi ? Hele ki dışarıdan bakan bir göz isek yargılamaya hiç hakkımız yok .Yargıdan bahsetmişken Anna'nın , haklarını savunmak için tuttuğu avukatı da es geçmemek gerekir .Adaletin bu tür konularda doğru işleyişinin bir göstergesini gösteriyor bize .Çocuk dahi olsa yaşama hakkı kimsenin elinden alınamaz ,filmi Anna , Kate ve anne gözüyle izlediğinizde görüşleriniz tamamen değişiyor zaten. Anne Sara'nın çırpınışları içinizi acıtıyor , çocuğunu toprağa vermek istemeyişini anlamamak o kadar da zor değil aslında .Belki yaptıkları size çocuk ayrımı yapıyormuş gibi geliyor ama onu da anlamak gerek.Yaşananları bir türlü kabul edemeyişi her ne kadar ailesini üzse de elinden sadece kızını kurtarma yolları geliyor bunu yapmazsa kendisini kızının hastalığı konusunda hiç uğraşmamış gibi hissedecektir çünkü . Mahkeme sahnesinde annenin kendisine bile itiraf edemediği şeyleri kızına bakarak söylemesi çok etkileyici sanki dönor olarak dünyaya getirilmiş kızının hayatını ablası için yok saymış , tek düşüncesi lösemi hastası kızını kurtarmakmış gibi gözükse de o bir anne eminim kızı hasta olmasaydı hiçbirini diğerinden ayırmayacaktı .Ve yine bu sahnede abi , kardeşinin öleceğini düşününce onun için yaptığı ve resim konusundaki kabiliyetini fark ettiği o saçlı resmi yırtıp atacaktır sözün bittiği yer bu olsa gerek.Bana sorarsanız filmin en etkileyici repliği Anna'nın , annesiyle yaptığı şu konuşma : '' Ölüm sadece ölümdür , bunu kimse anlamıyor ''
Sizde benim gibi dram filmi tutkunuysanız 2009 yapımı Kız Kardeşimin Hikayesi filmini mutlaka izleyin
http://www.hdfilmsitesi.com/kiz-kardesimin-hikayesi-izle-turkce-dublaj-tek-parca.html?postTabs=2&fb_source=message
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder